HABERLER
daha fazlası>
  • "ENGEL OLMA, HaYaT OL"

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Hareketli Yaşam Topluluğu öğrencileri engellilik hakkında daha fazla farkındalık yaratmak için bir araya geldi.

     3 Aralık Dünya Engelliler Gününde engelliliğin gündelik hayata katılımı engelleyecek, sosyal izolasyona neden olabilecek bir durum olmadığının vurgulandığı etkinliğe, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü öğretim elemanları ve öğrenciler de destek verdi.

    Etkinliğin bu yıl ki "ENGEL OLMA, HaYaT OL" teması paydasında buluşan gençler, kampus içerisinde bisiklet ile tur attı, engellilerin gündelik yaşamda karşılaştıkları problemlerin altını çizerek broşür farkındalığın artırılması adına broşür dağıttı.

     

     

  • Kampüste Diyabete Geçit Yok!

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi “Kampüste Diyabete Geçit Yok” temalı bir etkinlik düzenledi.

    Dünya Diyabet Haftası kapsamında ilk kez düzenlenen etkinliğe Ege Diyabetliler Derneği ve İKÇÜ Hareketli Yaşam Topluluğu destek verdi.

    Etkinliğin ilk gününde gönüllü akademik personel, idari personel ve öğrencilerden toplam 400 kişinin kan şeker düzeyleri ölçüldü. Taramada diyabet riski olanlar uzman hekimlere yönlendirildi.Etkinliğin ikinci gününde ise İKÇÜ Prof. Dr. Fuat Sezgin salonunda tüm akademik, idari personele, öğrencilere, diyabet hastalarına ve yakınlarına yönelik sempozyum düzenlendi.

    Cumhurbaşkanlığı himayelerinde “Diyabet Parlamentosu”

    Diyabet farkındalığını arttırmak amaçlı sempozyumun açılışında konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turan Gökçe, Kanuni Sultan Süleyman’ın ilk olarak sağlık bilimleri medresesini açtığını aynı şekilde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de sağlık alanına hususi önem verdiğini söyledi. Gökçe, sağlığa bugün de önem verildiğini ve bu kapsamda kronik hastalıkların yönetiminde olduğu gibi diyabet hastalığının yönetiminde de Cumhurbaşkanlığı himayelerinde 2011 yılında kurulan Diyabet Parlamentosunun kurulduğunu sözlerine ekledi.

    İKÇÜ SBF’den diyabetten korunma bilincine katkı…

    Sempozyum Başkanlarından Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Derya Özer Kaya; Cumhurbaşkanlığı himayelerinde 2011 yılında kurulan Diyabet Parlamentosu’nun 2020 vizyonuna uygun olarak diyabetin etkin tedavisi, organ hasarlarının önlenmesi, hastaların yaşam kalitesinin arttırılması ve yaşam boyu diyabetten korunma bilincinin geliştirilmesi için; Sağlık Bilimleri Fakültesi olarak yola çıktıklarından bahsederek, bu amaçlar çerçevesinde önce kampüste çeşitli etkinlikler yaptıklarını söyledi.

    Türkiye’de ilk Diyabet Hemşireliği Tezli Yüksek Lisansı…

    Sempozyumun başkanlarından İKÇÜ SBF İç Hastalıkları ve Diyabet Hemşireliği Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Elif Ünsal Avdal ise; diyabetin farkında olan bir üniversite olarak İKÇÜ’nün Türkiye’de ilk kez Diyabet Hemşireliği Tezli Yüksek Lisans programı açtığını ve bu anlamda birçok üniversiteye örnek teşkil ettiğini ifade etti.

    Diyabet global bir sorun…

    Sempozyuma davetli konuşmacı olarak katılan İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Önder Pamuk da diyabetin global bir sorun haline geldiğini ve toplumların geniş bir kesimini ilgilendirdiği, diyabetin gelişebilecek komplikasyonlarına karşı önceden önlemlerin alınmasının önemli olduğunu söyledi.  Dört ayrı oturumun yapıldığı sempozyum, Ege Diyabetliler Derneği Başkanı Gamze Bakkallar’ın, kendi deneyimlerini aktardığı “Tip 1 Diyabetli Bireyin Başarı Öyküsü” başlıklı sunumuyla sona erdi.  

     

  • Yükseköğrenime Yeni Model Önerilecek

    Yükseköğrenime Yeni Model Önerilecek

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Koordinatörlüğünde yürütülen “21. Yüzyıl Becerileri: Yüksek Öğretimde Öğretime Yaklaşımın Değiştirilmesi” adlı proje Erasmus + tarafından desteklenecek.

    Avrupa Birliği tarafından eğitim, iş deneyimi ve sportif aktivite gibi alanlarda kişilerin kendilerini geliştirmeleri için hazırlanan Erasmus + programı, her yıl önemli projeleri destekleyerek hayata geçirilmesini sağlamaktadır. Yürütücülüğünü İKÇÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üy. M. Emin Bakay’ın yaptığı, “21. Yüzyıl Becerileri: Yüksek Öğretimde Öğretime Yaklaşımın Değiştirilmesi” adlı proje de bu kapsamda desteklenmeye değer bulundu. Program kapsamında yapılan başvurulardan sadece 15 proje değerlendirmeler sonucunda başarılı oldu. Fundacion Universidad San Jorge (İspanya), Smarthink Srl (İtalya), Ceska Zemedelska Univerzita V Praze (Çekya), Sofiiski Universitet Sveti Kliment Ohridski (Bulgaristan) ve Pamukkale Üniversitesi (Türkiye) ortaklığında yapılan projenin koordinatörlüğünü İKÇÜ yapıyor.

     Hayata geçirilmesiyle yükseköğrenim için pedagojik bir model ortaya koymayı amaçlayan proje, yeni teknolojilerin yaygınlaşmasından sonra öğretim materyallerinin ve metotlarının gözden geçirilmesi gerektiği üzerine kurulmuş. 21. Yüzyıl becerileri olarak belirlenen eleştirel düşünme, işbirliği, iletişim, yaratıcılık ve yenilikçilik, kendini yönlendirme, küresel ve yerel ağlar oluşturma, teknolojiyi öğrenme aracı olarak kullanma yetilerini kazandırmayı amaçlıyor. Ancak bu becerilerin kazanımı ve geliştirilmesi konusunda öğretim materyalleri ve metodoloji eksikliği önemli bir sorun olduğu belirtiliyor. Projeyle AB düzeyinde bir ortaklığın kurulması, bu yolla yükseköğretimde kalitenin artırılması; niteliklerin daha iyi anlaşılmasının sağlanması ve Avrupa işgücü piyasasındaki becerilerin daha iyi kullanımının desteklenmesi hedefleniyor. Proje sonucunda yükseköğretimde görevli öğretim elemanları için pedagojik bir model sunulması, işgücü piyasası ve yükseköğretim kurumları arasındaki işbirliğini teşvik edilmesi ve bu becerilerin gelişimi sağlayacak çevrimiçi bir öğrenme platformu oluşturulması bekleniyor. 24 ay sürecek projenin sonuçları yükseköğrenim kurulları ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile paylaşılacak.

  • Şehit Miralay Fethi Bey'in Sandukası Törenle Taşındı

    Şehit Miralay Fethi Bey'in Sandukası Törenle Taşındı

    İzmir'in işgali sırasında Yunan subayının emirlerine karşı çıktığı için öldürülen Kurtuluş Savaşı'nın önemli isimlerinden Şehit Miralay Fethi Bey'in sandukası, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nin (İKÇÜ) talebi üzerine 38 yıl sonra Emir Sultan Türbesi’ndeki eski yerine taşındı.

    Yunan Ordusunun İzmir’in işgali sırasında direnişin simge isimlerinden biri olan Miralay Fethi Bey, 23 Mayıs 1915’te şehit edilmiş ve cenazesi Emir Sultan Haziresine defnedilmiş. 15 Mayıs 1915’te gerçekleşen işgal sırasında, Yunan subayının "Yaşasın Venizelos" diye bağrılması emrine uymayarak direnişin öncü isimlerinden olan Miralay Şehit Fethi Bey'in sandukası, 1981 yılında Agora Ören Yerine aktarılmış, naaşı ise Narlıdere'deki askeri şehitliğe taşınmıştı.

    İKÇÜ tarafından yapılan çalışmalarda ilk mezar yeri tespit edilen Şehit Fethi Bey’in mezarı düzenlenen törenle eski yerine nakledildi. Emir Sultan Türbesinde gerçekleşen törene İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Karadede, İKÇÜ Türk İslam Arkeolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Harun Ürer, Agora Kazı Başkanı Dokuz Eylül Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Akın Ersoy, İKÇÜ Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Ünal Şenel ve basın mensupları katıldı.

    “Onları sen takmadın ki sen sökesin”

    Törende konuşan ve Şehit Süleyman Fethi Bey hakkında bilgi veren İKÇÜ Türk İslam Arkeolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Harun Ürer, Şehit Fethi Bey’in mezarına ilişkin araştırmaların İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turan Gökçe ve İKÇÜ Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Ünal Şenel ile birlikte yaptıkları çalışmalar sonrası başladığını, Emir Sultan Türbesi'nin Haziresinde yapılan incelemelerde Şehit Fethi Bey'in ilk defnedildiği yerin bu kapsamda tespit edildiğini söyledi.

    Boş halde muhafaza edilmiş olan bu alana en azından mezar taşları ve sandukanın asıl yerine ahde vefa duygusuyla iade edilmesini istediklerini söyleyen Prof. Dr. Ürer; “Süleyman Fethi Bey; Balkan Harbi, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'nda aktif görev almış bir askerdir. Ciddi rahatsızlıklar geçirdikten sonra 1918 yılında İzmir 4. Kolordu asker alma şubesi komutanlığına getirilmiştir. 15 Mayıs 1915'te gerçekleşen Yunan işgali sırasında tutuklanmış ve Yunanistan'ın Eski Başbakanı Elefterios Venizelos'a ithafen 'Zito Venizelos (Yaşasın Venizelos)' diye bağırması istenmiştir. Fethi Bey'e emre direnmiş ve yerine getirmemiştir. Bunun üzerine Fethi Bey'in omuzlarındaki albaylık apoletleri bir Yunan subayı tarafından sökülmek istenmiş; Fethi Bey, Yunan subayın elini itmiş ve “Onları sen takmadın ki sen sökesin” demiştir. Bunun üzerine Yunan subayının emriyle Fethi Bey defalarca süngülenmiş; yaralı olarak İtalyan Hastanesine kaldırılmıştır. Yazışmalardan anlaşıldığına göre Fethi Bey, 23 Mayıs 1919'da şehit olmuştur." dedi.

    Şehit Fethi Bey'in vefatının ardından Emir Sultan Türbesi haziresine defnedildiğini, 1981 yılında yapılan başvuru üzerine naaşının Narlıdere'deki askeri şehitliğe, mezar taşları ve sandukasının ise kırık vaziyette Agora Örenyeri'ne nakledildiğini anlatan Ürer, 2010 yılında Smyrna / Agora Kazı Başkanı Doç.Dr. Akın Ersoy tarafından bir araya getirilen sanduka ve mezar taşlarının ören yerinde sergilenmeye başlandığını belirtti.

    Son yıllarda gerekli düzenlemeler yapılarak ziyarete açılan Emir Sultan Türbesi'nin haziresinde yapılan incelemelerde Şehit Fethi Bey'in ilk defnedildiği yerin tespit edildiğini belirten Ürer, boş halde muhafaza edilmiş olan bu alana en azından mezar taşları ve sandukanın tekrar taşınması fikrinin geliştiğini; İKÇÜ olarak harekete geçtiklerini ve bugün düzenlenen törenle Emir Sultan Türbesi'ne nakledilmesine kadar sürecin gelmiş olmasından memnun olduklarını sözlerine ekledi.

    Törende konuşan İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Karadede,  Şehit Süleyman Fethi Bey’in ilk defin yerinde ziyarete açılmasının toplumsal hafıza ve geçmişe saygı açısından önemli olduğunu söyledi. Naaşın da bir an önce Emir Sultan Türbesi'nde yer alan mezara getirilmesinin gerekliliğini vurguladı ve emeği geçenlere teşekkür etti.

  • GTÜ’YE BİLİMSEL İŞ BİRLİĞİ ZİYARETİ

    GTÜ’YE BİLİMSEL İŞ BİRLİĞİ ZİYARETİ

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Turan Gökçe ile Prof. Dr. Adnan Kaya, Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammed Hasan Aslan’ı makamında ziyaret etti.

    Ziyarette girişimcilik, teknoloji ortaklığı ve bilimsel iş birliği konularında görüş alışverişinde bulunuldu.

  • Pastacıların Sertifikası İKÇÜ’den

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Kariyer Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi, İzmir Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile İzmir Şekerciler ve Pastacılar Esnaf Odası işbirliğinde hayata geçirilen Pastacı Yardımcısı Kursu Sertifika Programını başarıyla bitiren kursiyerler düzenlenen törenle belgelerini aldılar. 

    Yoğun eğitim döneminin sonunda düzenlenen Pastacı Yardımcısı Sertifika Törenine İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, İKÇÜ Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Atilla Akbaba, İKÇÜ Kariyer Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Murat Esen, İzmir Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü Konak Hizmet Merkezi Müdürü İbrahim Ay, İzmir Şekerciler ve Pastacılar Esnaf Odası Başkanı İhsan Esen, akademisyenler, sertifikaya hak kazanan kursiyerler ve aileleri katıldı. Törenin açılışında konuşan Doç. Dr. Murat Esen, kariyer gelişimi ve meslek edindirme adına önemli işler yaptıklarını, bunlardan birini daha sonuçlandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Etkinliğin düzenlenmesine vesile olan Rektör Saffet Köse’ye Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Atilla Akbaba’ya, İŞ-KUR’a, Konak İlçe Müdürlüğüne, İzmir Şekerciler ve Pastacılar Odası Başkanı İhsan Esen’e ve İKÇÜ Kariyer Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi çalışanlarına teşekkür etti.  Törende konuşan İzmir Şekerciler ve Pastacılar Esnaf Odası Başkanı İhsan Esen, düzenlenen kurs programının sürekliliğini vurgulayarak sektörün niteliğini artırmaya gayret gösterdiklerini, çıraklık sisteminde ortaya çıkan değişimlerin yarattığı sorunları bu yolla aşmaya çalıştıklarını ve bu yolla becerisi gelişmiş bireylere istihdam yaratmayı amaçladıklarını söyledi. Mesleğin dünyanın en güzel mesleklerinden biri olduğunu söyleyen İhsan Esen, kursiyerlere yaptıkları işlere sahip çıkmaları gerektiği tavsiyesinde bulundu. İzmir Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü Konak Hizmet Merkezi Müdürü İbrahim Ay ise düzenlenen etkinlikle sertifikalı hale gelen pastacıların hizmet sektöründe önemli işlere imza atacaklarına inandığını söyledi. İŞ-KUR’un her zaman kursiyerlerin yanında olduğunu belirten Ay, konuşmasında kursiyerlerin girişimcilik eğitim belgelerini de almalarını tavsiye etti. Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Atilla Akbaba, bu kursların ikincisini düzenlediklerini ve ilkinde olduğu gibi ikinci kurs programında da kurumlar arası işbirliğinin en güzel örneğini yansıttıklarını söyledi. Fakülte olarak alana önemli katkılar vermeye çalıştıklarını ve nitelik ve nicelik olarak gelişmeye devam ettiklerini ifade eden Prof. Dr. Akbaba, üniversitelerin içinde yer aldıkları toplumun eğitimi ve gelişmesinde önemli işlevleri olduğunu, böyle programların devam edeceğini sözlerine ekledi. Programdan sonra konuşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse, sertifikasyonun niteliği artırdığını ve üniversite olarak İzmir’in turizmine katkı vermeye devam edeceklerini söyledi. Kursiyerlere başarılar ve yol açıklığı dileyen Rektör Köse, buna benzer işbirliklerinin devam etmesi ve diğer kurumlar ile meslek örgütleri için de örnek oluşturması temennisini dile getirdi.  

    Tören, programı başarıyla bitirenlere sertifikalarının takdimi, kep atma ve toplu fotoğraf çekiminin ardından pasta kesimi ile sona erdi. 

  • Bulgaristan’dan Göç Belgesel Oluyor

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi’nin İKÇÜ Ege ve Balkan Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EBAMER) işbirliğiyle düzenlediği 30. Yılında Bulgaristan’dan Türkiye’ye Zorunlu Göç Sempozyumu kapsamında çalışmalar devam ediyor. Bu kapsamda 1989 yılında yaşanan Bulgaristan’dan Türkiye’ye zorunlu göçü konu alan bir belgesel filmin çekimlerine İKÇÜ Medya Merkezi tarafından başlanıldı. Tarihi belge niteliği taşıması amaçlanan belgesel ile zorunlu göçe maruz kalanların yaşadıklarının gün yüzüne çıkarılması amaçlanıyor. Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cenk Demirkıran, Doç. Dr. Nazım Ankaralıgil ve Dr. Öğr. Üy. Halit Kartal’ın yönettiği çekimlerin iki ayda tamamlanması bekleniyor.  

  • İKÇÜ’de İlk Öğrenci Kaydını Rektör Köse Yaptı

    İzmir Katip Çelebi Üniversitesinde (İKÇÜ) yeni akademik yılın ilk öğrenci kayıt işlemini, Rektör Prof. Dr. Saffet Köse gerçekleştirdi.

    06 Ağustos tarihinde sonuçların ÖSYM tarafından açıklanmasından sonra Yükseköğretim Kurulu (YÖK) kayıt tarihlerini 19-23 Ağustos tarihleri olarak açıklamıştı. İlk günden kayıt heyecanının yaşandığı İKÇÜ Sağlık Bilimler Fakültesi'ne sabahın erken saatinde kaydolmak için gelen öğrencileri, Rektör Prof. Dr. Köse karşıladı.Prof. Dr. Köse, öğrencilerle sohbet etti ve onlara okul hakkında bilgi verdi. Daha sonra ilk öğrenci kaydını yapan Prof. Dr. Köse, yeni akademik yılın tüm yükseköğretim camiasına, öğrencilere, ailelerine ve ülkemize hayırlı olmasını diledi. 

    23 Ağustosa kadar sürecek olan kayıt dönemi boyunca, öğrenciler elektronik ortamda da kazandıkları bölümlere e-devlet üzerinden kaydolabilecekler. 

  • HARP MALULÜ GAZİLER, ŞEHİT DUL VE YETİMLERİ DERNEĞİ’NDEN ANLAMLI ZİYARET

    HARP MALULÜ GAZİLER, ŞEHİT DUL VE YETİMLERİ DERNEĞİ’NDEN ANLAMLI ZİYARET

    Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimler Derneği İzmir Şubesi Başkanı Recep Doğru yönetim kurulu üyeleri ile İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse’yi makamında ziyaret etti.

    Rektörlük makamında gerçekleşen görüşmede, dernek ve üniversite arasında yapılabilecek iş birliği çalışmaları hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. Rektör Köse, şehit aileleri, gaziler ve gazi aileleri ile her zaman bir arada olduklarını ve bundan sonra da üzerlerine düşecek olan her türlü göreve hazır olduklarını belirtti.

  • İzmir Vakıflar Bölge Müdürü Koç’tan Nezaket Ziyareti

    İzmir Vakıflar Bölge Müdürü Koç’tan Nezaket Ziyareti

    İzmir Vakıflar Bölge Müdürü Fethi Koç. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse’yi makamında ziyaret etti.

    Rektör Prof.Dr.Köse’ye nezaket ziyaretinde bulunan Koç, görüşmede  kurumun  çalışmaları hakkında bilgi aktardı.

    Karşılıklı fikir ve görüş alışverişinde bulunulan ziyaretle ilgili memnuniyeti paylaşan Prof.Dr. Köse, teşekkür ederek Koç’a çalışmalarında başarılar diledi.

  • İKÇÜ’YE Dev Yatırım

    İKÇÜ’YE Dev Yatırım

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi yeni hizmet kompleksinin temeli Rektör Prof. Dr. Saffet Köse’nin katıldığı bir törenle atıldı.

    İzmir’in üçüncü devlet üniversitesi olarak kurulan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde yatırımlar hız kesmeden devam ediyor. Mevcut durumda üniversite yerleşkesi dışında hizmet veren diş hekimliği fakültesinin yeni bina inşaatına Balatçık Kampüsü içerisinde başlandı. 45.000 metrekare kapalı alana sahip olarak planlanan yeni fakülte kompleksinin ülkenin en büyük diş hekimliği fakültesi olması planlanıyor.  Halen 150 diş tedavi ünitesi ile hizmet sunan diş hekimliği fakültesinin inşaat süreci tamamlandıktan sonra 500 diş tedavi ünitesine kavuşması bekleniyor. İçerisinde 500 kişilik konferans salonunun yer alacağı yeni bina, fiziksel olanaklar yanında sunulan hizmetin niteliğinde de değişiklikler yaratmayı hedefliyor.

    Yeni kompleks, engelli ve tedaviye uyum sağlayamayan hastalar için tedavi olanakları sunma, tutuklu ve hükümlüler için ayrı hizmet alanları oluşturma gibi yenilikleri içeriyor. Dudak ve damak yarıklı bebeklerin teşhis ve tedavisinde yeni yöntemleri uygulayacak biçimde tasarlanan diş hekimliği fakültesinde Sağlık Bakanlığı asgari tasarım standartlarına uygun projelendirme yapıldığı, uluslararası sağlık kriterlerine uyumlu klinik ve hizmet birimlerinin planlandığı belirtildi.

    Son teknoloji cihaz ve ekipmanlar ile donatılacak diş hekimliği fakültesinde yenilenebilir enerji sistemleri kullanılacağı, çalışanların yararlanması amacıyla kapalı ve açık sosyal alanların bulunacağı öğrenildi.

  • BİLİMDE GÜÇ BİRLİĞİ

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) ve Yaşar Üniversitesi (YÜ) Teknoloji Transfer Ofisleri arasında iş birliği protokolü imzalandı.

    Yaşar Üniversitesi’nde düzenlenen imza törenine, İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, YÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Cemali Dinçer, İKÇÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Turan Gökçe, Prof. Dr. Adnan Kaya ile Yaşar Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mustafa Arslan Örnek, Prof. Dr. Levent Kandiller katıldı.

    İzmir’e katma değer katacak iş birliği

    İmzalanan protokole kapsamında iki üniversite, ulusal ve uluslararası destek programları, üniversite-sanayi iş birliği faaliyetleri, Ar-Ge, tasarım, inovasyon, fikri mülkiyet hakları, girişimcilik ve teknoloji transferi konusunda iş birliği yapacak.

    YÖK Vizyonu ile Topluma Katkı

     İmza töreninde konuşan Rektör Köse, İzmir’in iki önemli üniversitesi arasında bilim alanında güç birliğine gidilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve iki üniversitenin kuluçka merkezlerinde yer alan girişimciler için ortak eğitim, bilgilendirme, mentörlük, yatırımcı-girişimci buluşması faaliyetlerinin düzenlenmesinin İzmir’e katma değer yaratacağını söyledi.  Prof. Dr. Köse, “Yeni Yükseköğretim Kurulu (YÖK) vizyonu içinde yer alan topluma katkı misyonunun akademide vücut bulmasının en güzel örneği İzmir’in iki önemli bilim yuvasının böyle bir protokol ile güç birliğine girmesidir. İki üniversite de güçlü araştırma merkezi alt yapısına sahipler ve bu güçlerini birleştirerek sinerji oluşturma çabası içinde olduklarını göstermişlerdir.” dedi.

    Ortak Hedefler

    Her iki üniversitenin Bilgi ve Teknoloji Transfer ofislerinin katkılarıyla gerçekleştirilen iş birliğini değerlendiren Rektör Prof. Dr. Cemali Dinçer, “Yaşar Üniversitesi olarak bilim ve bilgiyi paylaşmaya devam ediyoruz. Protokol kapsamında İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi ve Yaşar Üniversitesi tarafından AR-GE, tasarım, inovasyon, girişimcilik, teknoloji transferi, ulusal ve uluslararası destek programları gibi alanlarda ortak etkinlik ve çalışmaların yürütülmesi hedeflendi.” bilgisini verdi.  

  • KAMUOYUNA DUYURU!

    KAMUOYUNA DUYURU

    Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve kahraman güvenlik güçlerini açık bir şekilde hedef alan; mesnetsiz, gerçek dışı ve bilimsellikten uzak ifadelerle terörle mücadele eden Devletimizi ve güvenlik güçlerimizi tahkir eden; teröre, terör örgütlerine ve ülkemiz üzerindeki emperyalist emellere ilişkin hiçbir eleştiri, hatta söz söylemeksizin, gerçek dışı ifadelerle doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’ni suçlayan sözde barış bildirisine imza atan bazı akademisyenlere yönelik Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı vermiştir. Bu karar, milletimizin istiklal ve istikbal mücadelesinde canlarını feda etmiş olan şehitlerimizi, gazilerimizi, yakınlarını ve Aziz Milletimizi büyük bir üzüntüye sevk etmiştir. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, bilginin, özgür düşüncenin ve ifade özgürlüğünün her zaman destekçisi olmakla beraber, akademik kimliklerin arkasına gizlenerek Devletimizi ve Milletimizi hedef alan oluşumların her zaman karşısında olacaktır.

    Anayasa Mahkemesi’nin Milletimizin vicdanını yaralayan bu kararından derin üzüntü duyduğumuzu ve Devletimizin, dünya üzerinde en meşru gerekçelerle ve evrensel hukuk değerlerine bağlı olarak sürdürdüğü terörle mücadele sürecini karalamaya yönelik her türlü girişim ve inisiyatifin karşısında olduğumuzu kamuoyuna arz ederiz. 

     

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörlüğü

  • “İKÇÜ Fakülte ve Bölüm Tanıtım Günleri” başladı

    “İKÇÜ Fakülte ve Bölüm Tanıtım Günleri” başladı

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı tarafından üniversite tercih aşamasındaki gençler için bu yıl yedincisi düzenlenen,  “İKÇÜ Fakülte ve Bölüm Tanıtım Günleri” başladı.

    29 Temmuz Pazartesi gününe kadar mesai saatleri içinde kampüse gelen öğrenciler ve veliler, tanıtım masalarında bulunan öğretim elemanlarına, İKÇÜ hakkında merak ettiği tüm soruları yöneltme şansına sahip oluyor. Adaylar ayrıca kariyer planlama destek imkanları, sağlık, spor, kültür ve yurt olanakları, Erasmus +, Mevlana ve Farabi gibi yurt içi-yurt dışı değişim programları, hazırlık eğitimi gibi hizmetler hakkında ilgili idari ve akademik personel ile görüşme şansı yakalıyor.

    Yükseköğretimde doğru tercih yapılmasının eğitim ve meslek hayatına yön veren önemli bir nokta olduğunu söyleyen İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, “Varoluş sebebimiz olan öğrencilere hem eğitim sürecinde hem de mezuniyet sonrası meslek hayatında ‘Benim Üniversitem’ gururunu yaşatmak en büyük hedefimiz.” dedi.

    İKÇÜ’nün kuruluşundan bu yana fiziki ve araştırma alt yapısı, genç ve dinamik kadrolarıyla kısa zamanda önemli gelişme kaydettiğini, araştırma üniversitesi olma özelliğine kavuştuğunu ifade eden Prof. Dr. Köse, “Bünyemizde 13 fakülte, 3 enstitü, 1 yüksekokul, 2 meslek yüksekokulu, 17 araştırma ve uygulama merkezi ve bilimsel araştırma ve eğitim faaliyetlerine yönelik 7 koordinatörlük ile 13 bin civarında öğrencimizle kocaman bir aile olduk. Tercih edip, kayıt yaptırarak ailemize katılacak olan siz öğrencilerimizi sabırsızlıkla bekliyoruz.” diye konuştu.

    “İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, gündemi takip eden değil, gündemi belirleyen bireyler yetiştirmektedir” diyen Prof. Dr. Köse, eğitim süresince öğrencilerine iyi bir kariyer planlama danışmanlığı verdiklerini, öğrencilerini doğrudan uygulama süreçlerine dâhil etme, ilgili sektör ve sanayi kuruluşları ile buluşturma adına önemli projelere imza attıklarını vurguladı.

    Kampüse gelemeyen öğrenciler için hazırlanan ‘Aday Öğrenci Bilgilendirme Sayfası’nın (http://adayogrenci.ikc.edu.tr/#anasayfa) yararlı bir kılavuz olabileceğini belirten Prof.Dr.Köse, İKÇÜ Kampüsü ziyaret edecek tüm gençleri ve ailelerini 29 Temmuz 17.00’a kadar devam edecek tanıtım günlerinde ağırlamaktan mutluluk duyacaklarını söyledi.

  • PASTACILARIN SERTİFİKASI İKÇÜ’DEN

    PASTACILARIN SERTİFİKASI İKÇÜ’DEN

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Kariyer Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi, İzmir Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile İzmir Şekerciler ve Pastacılar Esnaf Odası iş birliğiyle hazırlanan istihdam garantili sertifika programını başarıyla bitiren 50 kursiyer belgelerini aldı.

    İKÇÜ’de düzenlenen törene, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turan Gökçe, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Atilla Akbaba, İzmir Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü Konak Hizmet Merkezi Müdürü İbrahim Ay, İzmir Şekerciler ve Pastacılar Esnaf Odası Başkan Vekili Hüseyin Süleymanoğlu, İKÇÜ Kariyer Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Murat Esen, Müdür Yardımcısı Öğr.Gör. Ahmet Uran’ın yanı sıra eğitimlerine katkı sağlayan akademisyenler katıldı.

    Onlar artık sertifikalı pastacı…

    904 saatlik istihdam garantili eğitimi bitiren kursiyerlere belgelerini törene katılan protokol takdim etti. Eğitimlerde çiçeği burnunda pastacılara, pastane mutfağı araç, gereç ve ekipmanlarını kullanarak, hijyen ve sanitasyon kurallarına uygun pastane ürünlerini yapmak ve servise hazır hale getirilmesi öğretildi.

    Törende konuşan İKÇÜ Turizm Fakültesi Dekanı ve Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Atilla Akbaba; sektör ile gastronomi alanında yapacakları iş birliklerinin sonuçlarını görmekten mutluluk duyduğunu söyledi.

    Artık Yeni Trend Tasarım Pastalar…

    Prof.Dr. Akbaba, “Kursiyerlerimiz, kendi işyerini açacak ya da pastane, otel ve yiyecek içecek işletmelerinde çalışabilecek nitelikteler. Son dönemlerde Türkiye’de ve dünyada yaş pasta sektöründe olan gelişmeler, pastaya olan algıyı tamamıyla değiştirdi. İnsanlar artık onu sadece tatlı gibi görmek yerine, bir tasarım ya da armağan olarak görmeye başladı.”dedi. Pastacılığa ilginin artmasının, hem pastacıların kendini geliştirmesine hem de sektöre yetenekli ve de eğitimli kişilerin dahil olmasını sağladığını söyleyen Prof.Dr.Akbaba, İŞKUR, İzmir Şekerciler ve Pastacılar Esnaf Odası, İKÇÜ Kariyer Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliklerinin sektöre katkıda bulunmasından duyduğu memnuniyeti paylaştı.

    Konuşmaların ardından istihdam garantili eğitimi bitiren başarılı kursiyerler belgelerini törene katılan protokolün elinden aldı. Çiçeği burnunda pasta şefleri, belge sahibi olmalarını keplerini atarak kutladı.

  • İKÇÜ heyetinden YÖK Ziyareti

    İKÇÜ heyetinden YÖK Ziyareti

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Saffet Köse, İstanbul ’da Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, YÖK başkan Vekili Prof.Dr. Rahmi Er, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naci Gündoğan ile görüşmelerde bulundu. İKÇÜ’deki çalışmaları detaylı bir şekilde anlatma fırsatı bulan Rektör Prof.Dr.Köse’ye ziyaretlerde Rektör Yardımcıları Prof.Dr.Turan Gökçe ile Prof.Dr. Adnan Kaya da eşlik etti.

    YÖK Başkanı Prof.Dr. Yekta Saraç’ı makamında ziyaret eden heyet, İKÇÜ- Moğolistan Milli Üniversitesi iş birliği ile ortak yürütülen kazı projesi ve yeni kurulan Türkoloji Araştırmaları Enstitüsü’nün faaliyetleri, Sanayide Akıllı Yerli Dönüşüm, (EndüsTRy 4.0), 2019-2024 stratejik plan, Teknoloji Geliştirme Merkezi (TEKMER), Teknoloji Transfer Ofisi Şirketleşme projeleri hakkında bilgi verdi.

    YÖK Başkan Vekili Prof.Dr. Rahmi Er ile YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naci Gündoğan’a da yapılan ziyaretlerde, YÖK Başkanı Prof.Dr.Yekta Saraç’a arz edilen İKÇÜ çalışmaları daha detaylı olarak  aktarıldı.

    Görüşmelerde ayrıca Yükseköğretim destekli Türkiye Üniversite Bilgi Yönetim Sistemi(UBYS) yazılımı ile ilgili proje önerisi ile İzmir’deki tüm üniversitelerin kaynaklarını etkin ve verimli kullanarak paydaşların memnuniyetini en üst seviyede tutmak hedefiyle araştırma birimlerinin doğrudan etkiletişime geçeceği bir yazılım platformu önerisi de sunuldu.

    YÖK ziyaretiyle ilgili konuşan Rektör Prof.Dr. Saffet Köse, İKÇÜ’nün gelecek vizyonu ve araştırma üniversitesi olma yolundaki çalışmalarını temaslarında dile getirdiğini belirtti. Rektör Prof.Dr. Köse, “Çok saygıdeğer YÖK Başkanımıza, YÖK Başkan Vekili Prof.Dr. Rahmi Er’e, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naci Gündoğan’a, İKÇÜ yönetimi olarak yaptığımız; bilimsel, toplumsal, öğrenci odaklı çalışmalarımızı, üniversitelerimizin teknolojik yazılımlarına katkı sunabilecek projelerimizi ayrıntılı şekilde aktarma şansı bulduk. Sanayide uygulama potansiyeli olan ürün geliştirmeye yönelik araştırma konusuna sahip lisans bitirme, yüksek lisans ve doktora tezlerinin belirlenmesi konusunda ‘Sanayi Odaklı Ortak Proje Havuzu’ oluşturma ve otomasyon sürecine entegrasyonu başlıklarındaki görüşlerimizi arz ettik.” dedi.

    Tüm proje ve önerilerin 11.Kalkınma Planı hedeflerine  uyumlu olan başlıklar olduğunu vurgulayan Prof.Dr.Köse,  “Her alanda rekabetçiliği ve verimlilik artışını sağlamaya odaklanan,  istikrarlı ve güçlü ekonomi, rekabetçi üretim ve verimlilik, nitelikli insan ve güçlü toplum eksenindeki 11. Kalkınma Planını referans alarak  çalıştığımızı,  tüm proje önerilerimizin kalkınma planını destekleyecek başlıklarda olduğunu vurguladık.  Üniversitemiz, Türkiye’nin geleceği için nitelikli insan kaynağı yetiştirmeyi prensip olarak belirlemiştir. Güçlü akademik kadrosu ile üretilen bilginin rafa kaldırılmaksızın teknolojiye dönüşümünü sağlayacak özgün projelerle, bölgemiz ve ülkemizin kalkınması için çalışmaya devam ediyoruz. YÖK görüşmelerimizde amaçlarımıza ulaşmamız konusunda gereken her türlü desteği aldık. Kendilerine teşekkürlerimizi arz ediyoruz.” diye konuştu.

  • BU FOTOĞRAFLAR BELGESEL NİTELİĞİ TAŞIYOR

    BU FOTOĞRAFLAR BELGESEL NİTELİĞİ TAŞIYOR

    15 Temmuz hain darbe girişiminin 3’üncü yıl dönümü etkinlikleri kapsamında İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nde fotoğraf sergisi açıldı. Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fikri Salman ve Doç. Dr. Uğur Bakan’ın küratörlüğünde, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın koordinasyonunda, Anadolu Ajansı foto muhabirlerinin fotoğraflardan oluşan serginin açılışında; Rektör Prof.Dr.Saffet Köse, Menemen Kaymakamı Mustafa Özkaynak, Rektör Yardımcıları, Dekanlar, akademik ve idari personel ile öğrenciler hazır bulundu.

     “Milletin Direnişi, Devletin Mücadelesi Toplumsal Hafızanın Diri Tutulması" temalı sergiyle ilgili bilgi veren Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salman,  hain darbe girişimi esnasındaki ve sonrasındaki günlerde çekilen fotoğrafların milletimizin demokrasiye ve bağımsızlığa olan inancı ve bağlılığının gelecek nesillere aktarılması açısından önemli olduğunu kaydetti.

    “Belgesel niteliği taşıyor.”

    O günlerin unutulmaması, ibret alınması, hafızlara kazınması ve gelecek kuşaklara aktarılıp doğru anlatılması adına bu fotoğrafların bir belgesel niteliği taşıdığını vurgulayan Prof.Dr. Salman, “50 fotoğrafın yer aldığı sergimiz, 16-20 Temmuz arasında Prof.Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonu Fuaye Alanında açık kalacak. Yine Cumhurbaşkanlığı tarafından 15 Temmuz fotoğraf seçkisi ile özel olarak hazırlanan videolar sergi boyunca barkovizyondan izleyicilere sunulacak.” dedi.

     

     

  • İKÇÜ’DE 15 TEMMUZU ANLAMA VE ŞEHİTLERİ ANMA PANELİ…

    İKÇÜ’DE 15 TEMMUZU ANLAMA VE ŞEHİTLERİ ANMA PANELİ…

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nde 15 Temmuz hain darbe girişiminin 3’üncü yıl dönümü kapsamında “15 Temmuzu Anlama ve Şehitleri Anma” paneli düzenlendi.

    Moderatörlüğünü  İKÇÜ Rektörü Prof.Dr.Saffet Köse’nin yaptığı, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Turan Gökçe, İslâmî İlimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Sıddık Korkmaz ile Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi’nden Dr.Öğr.Üyesi Selçuk Türkyılmaz’ın panelist olarak katıldığı paneli; Menemen Kaymakamı Mustafa Özkaynak, Rektör Yardımcıları, Dekanlar, akademik ve idari personelin yanı sıra çok sayıda öğrenci takip etti.

    “Gizli bir örgüt, kripto yapılanmaları var, uyuyan hücreleri var.”

    İKÇÜ Rektörü Prof.Dr.Saffet Köse, tüm şehitlerimize rahmet, gazilerimize şifalar dileyerek başladığı konuşmasında, FETÖ’nün  bu kadar uzun yıllar nasıl büyüdüğü, küresel hale gelerek; farklı ülkelere yayılmasıyla en sonunda nasıl kana bulaştığının iyi analiz edilmesi gerektiğini söyledi.  Asıl kritik olan bu zamana kadar nasıl anlaşılamadı? sorusuna  ilahiyatçı kimliği ile derinlik kazandıran Prof.Dr.Köse, bu anlaşılamamayı dört başlıkta topladı: “ Birincisi bu örgüt 4 şeyi kullanarak kendini maskeleyebildi. İlki dışarı karşı tedbir adı altında iyi takiyye yaptı. İkincisi örgüt içine karşı gizemli bir din anlayışı oluşturdu. Allah ile konuşan, Peygamberin kendisini dinlemeye geldiği bir figürle insanlara anlatılan bir din anlayışı. Üçüncüsü, amaca giden her şeyin mubah olduğu anlayışı ve hepsinden önemlisi, her kurumun, her insanın zayıf noktalarını tespit ederek insanların aklını çelmek gibi bir strateji izlediler. Örgütün dini çok iyi kullanarak kitleleri harekete geçirdiğini söyleyen Köse, “İnsanları bir şeye inandırırsanız ölümüne peşinden giderler” diye ilave etti ve “Bu örgütün hala tam anlamıyla çözülemediği, itirafçıların verdiği bilgilerden hareketle belli noktalar açıklandı ama hala tam olarak çözülemediğini düşünüyorum. Gizli bir örgüt, kripto yapılanmaları var, uyuyan hücreleri var. Çözdüğümüz bir şey var ki hainlikleridir.” dedi.

    “Başarılı olamamalarını nedeni güçlü bir din eğitimi.”

    “Bu terör örgütünü anlamak için büyük fotoğrafa bakmak lazım.” diyen Rektör Prof. Dr. Köse, dünyanın küresel güçler tarafından etnik yapılar ve dini gruplar üzerinden şekillendirildiğini kaydetti. Prof.Dr.Köse, “Sözde din kisvesindeki uç örneklerden elde edilmiş yapılar kullanılarak tüm dünyaya egemen olmaya çalışıyorlar. Eğer ülkemizde FETÖ başarılı olmadıysa bunda milletimizin sağduyusu yanında İmam-Hatip Liseleri, İlahiyat-İslami İlimler Fakülteleri ve Diyanet İşleri Başkanlığının sağlıklı din eğitimine borçluyuz.” diye konuştu.

     “Hain darbe girişimi tanımı yeterli gelmiyor”

    Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turan Gökçe ise tarihçi kimliğiyle darbe girişimi hakkında tespitlerde bulundu. Osmanlı’dan Cumhuriyete uzanan çizgide yaşanan darbelerin oluşturduğu, milli iradeye güvensizlik temeli üzerinde yükselen darbe geleneğinin FETÖ’nün de beslendiği kaynaklardan ve temel dayanaklardan biri olduğunu belirten Gökçe, 15 Temmuz’un sıradan bir darbe girişimi olmadığının altını çizdi. Gökçe, Millet ve Devlet olarak 15 Temmuz’da maruz kaldığımız saldırının ‘darbe girişimi’ olarak adlandırılmasının vakayı sıradanlaştırarak hafife almak anlamına geleceğini belirterek, doğru tanımlama ve adlandırmanın, meselenin doğru anlaşılması bakımından son derece önemli olduğuna dikkat çekti. 15 Temmuz’da FETÖ’nün “Devletin üniformalarını giymiş, devletin emanet ettiği silah ve teçhizatıyla milleti kurşun ve bomba yağmuruna tutmakta tereddüt göstermemiş olan asker görünümlü teröristlerince gerçekleştirilen saldırıyı ifade etmek için ‘hain’ ve ‘kanlı’ gibi nitelemelerin de yetersiz kaldığını” ifade eden Gökçe, sözlerini şöyle sürdürdü; “Geçen üç yıllık zaman zarfında netlik kazanan bilgi ve belgeler, FETÖ’nün 15 Temmuz planının sadece devleti, yönetimi ele geçirmekle sınırlı olmadığını, aynı zamanda taşeronluğunu üstlendiği emperyal güçlere dayanarak ülkenin işgalini hedeflediğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, uluslararası güçlerin taşeronluğunu üstlenmiş olan FETÖ’nün 15 Temmuzda gerçekleştirdiği saldırının sadece meşru hükümeti devirerek yönetime el koymayı amaçlayan bir darbe girişimi değil, aynı zamanda ‘Türkiye’yi işgal girişimi’ olduğu unutulmamalıdır.”

    Gökçe ayrıca, 15 Temmuzda o geceye kadar görmediği ihaneti gören,  evlatlarının hain bir örgüt tarafından devşirilerek nasıl kendisinden koparıldığına, insani, yerli ve milli değerlerden arındırılarak, hangi aşağılık duygularla emanet edilen devletin tanklarıyla, toplarıyla, uçaklarıyla kendisine saldırdığına şahit olan milletin vatansever asker ve emniyet güçleri ile birlikte verdiği mücadele ile kazanılan ve Türk demokrasi tarihine altın harflerle kazınan Demokrasi Zaferi’nin, 15 Temmuz’un her yıl dönümünde coşkuyla kutlanması gereken diğer önemli boyutunu oluşturduğuna dikkat çekti. Bunun İstiklâl Harbi’nden sonra kazanılan en büyük zafer olduğunu belirten Prof.Dr.Gökçe, “Bunda okunan salalarla birlikte canlanan darbe hafızasının etkisiyle istiklâline sahip çıkan milletin azim ve kararlılığı ile lider olarak Cumhurbaşkanımızın dirayetli tutumu, hükümetin sorumluluğu, siyasi partilerin ve meclisin duyarlılığı önemli rol oynadı.” diye konuştu.

     “İnsanları ‘devşirme’ yoluyla robotlaştıran bir örgüt”

    Yaklaşık kırk yıllık, görünen yüzüne rağmen pek çok yönü gizli, saklı, karanlık geçmişi olan örgütün, eğitimden istihdam alanlarına kadar sahip olduğu imkânlarla cezbettiği ailelerin çocuklarını devşirerek ihtiyacı olan insan kaynağını oluşturduğuna dikkat çeken Gökçe, “meşru ve gayrimeşru yollarla mensuplarına sağladığı fırsatlarla, örgüt tarafından “devşirme, koparma, yabancılaştırma, robotlaştırma ve kullanma şeklinde özetlenebilecek süreçleri içine alan sistematik bir mekanizmanın işletilmesiyle 15 Temmuz faciasıyla karşı karşıya kaldığımıza” dikkat çekti ve “Millet olarak bir daha benzer tehditlerle karşılaşmamak için devletimizin alacağı acil, kısa, orta ve uzun vadeli tedbirlerin istiklal ve istikbalimiz açısından önemli” dedi.  

    “Bu sapkın yapıyı İlahiyatçılar olarak eleştirirken dikkate alınmadık.”

    İslâmî İlimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Sıddık Korkmaz da hain teşebbüste bulunanların cezasının karşılığının anayasal olarak bakıldığında idam cezası gerektiren bir suç olduğunu söyledi. Örgütün savunduğu din kisvesindeki ezoterik söylemleri eskiden beri eleştirdiklerini ifade eden Prof.Dr. Korkmaz, “ İlahiyatçılar olarak 2016’ya kadar neredeydiniz? gibi bir soruya maruz kalıyoruz. Ben de diyorum ki; ’Biz 2016’dan önce de konuşuyorduk. Ama söylediklerimize kulak asılmıyordu… Televizyona sakalı, cübbesiyle, ağlayarak, sızlayarak, kürsüye vurarak biri çıkıyor. Millet hoca budur diyor. İlahiyatçıya bakıyor, senin gibi hoca mı olur diyor. Şekle değil manaya, anlatılana ve anlatılmak istenene bakmak gerekiyor. FETÖ hareketi içinde dine karşı oluşturulan dine ve akla uygun olmayan bir söylemler vardı. Adam Allah ile Peygamber ile görüştüğünü, rüyasında onlarla konuştuğunu iddia ediyor. Bunlar İslam dışı söylemlerdir. Şunu unutmamız gerekir; Hz. Muhammed’den sonra gelen bir peygamber yoktur. Peygamberlik özelliklerini taşıdığını söyleyen her kimse yalancıdır, müfteridir, kezzabtır. Çünkü Peygamberimiz son peygamberdir. Ondan sonra bir peygamber gelmemiştir ve gelmeyecektir. Geçmişte Hz. Peygamber’i kamyonete bindirip seyahat ettiren sapkın örnekleri gördük. Biz bu İslami olmayan yapıyı önceden de anlatıyorduk. Kur’an’dan rahatsız olmak, uydurma hadislere Kur’an muamelesi yapmak bunların benimsediği yanlış anlayışlardır. Kur’an diğer kitaplar gibi tahrif edilmemiştir. Peygamber’imize nasıl geldiyse bozulmadan ve değişmeden günümüze kadar ulaşmıştır. Bugün 2 milyara yakın İslam Coğrafyasının neresine giderseniz gidin aynı Kur’an ile karşılaşırsınız. Dinimizin ilk kaynağı Kur’an’dır. Bu camianın içinde Kur’an’dan aykırı söylemler görürüz.” dedi.

    Devletimizi güçlendirirsek bu ve benzeri sapkın ideolojilerin önüne geçmiş oluruz.”

    “Mehdilik ve takiyecilik bu yapının özelliğidir.” diyen Prof.Dr. Korkmaz, bu gibi yapıların önünü kesmenin devlet yapısını güçlendirmek ve onun kurumlarını önemsemekten geçtiğini aktardı. Prof. Dr. Korkmaz, “Devletin kurumsallaşmasına katkı sağlamamız, devletin bütünlüğü içinde çalışmamız lazım. Dini de devletin kurumları içinde anlamamız gerekiyor. Toplumu Kur’an-ı Kerim’de buyrulduğu üzere tüm müminler kardeştir anlayışıyla güçlendirmemiz gerekiyor. Akademiyi, ilmi güçlendirmemiz gerekiyor. Bu üç yapıyı güçlendirirsek bundan üç sene önce yaşamış olduğumuz ihanetlerin benzerlerini gelecekte yaşamayız.” şeklinde konuştu.

    “Dış güçlerin tasarladığı bir örgüt.”

    Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Selçuk Türkyılmaz da bu yapının 100-150 yıllık bir tarihî süreçle ele alınması gerektiğini kaydederek; bu sapkın ideolojinin bizim içimizden çıktığı ile ilgili söyleme karşı çıktı. “Gazi Mustafa Kemal’in sözüyle; kendi menfaatlerini yabancıların menfaatleriyle birleştirip ülkeyi onlar adına yönetmek isteyen bir yapıdan bahsediyoruz.” diyerek bu yapının dış güçler tarafından tasarlandığını aktardı.

    “Bunlar bizim içimizden çıkmadı.”

    Dr. Öğr. Üyesi Türkyılmaz, “Sapık fikirleriyle toplumumuzdaki bazı insanları devşiren bu sapkın yapı, kendi içimizden başkaları adına hareket eden lejyonlar oluşturdu. Bunlar yabancılar adına bizimle savaşıyor. Bunda bizim tarih, toplum ve din özelliklerimiz belirli derecede rol oynamış olabilir. Ama bu, sapkın ideolojinin bizim içimizden çıktığını ispat etmez. Kendimize bakalım, kendimizi eleştirelim anlayışının doğru olduğunu düşünmüyorum. Çünkü o zaman bu yapının emperyalistlerle kurduğu ilişkiyi ve onarlın ürünü olma durumunu ihmal etmiş oluyoruz. Eğer sadece dinî görünümlü bir yapı onlar tarafından ele geçirilmiş olunsaydı ve sadece bu yapı tarafından ülkemize yönelik bir saldırı söz konusu olsaydı dini, algılayış biçimimize odaklanıp bize ait sorunlara çözüm bulmaya çalışabilirdik. Fakat bu örgüt ile birlikte başka örgütlü yapıların da ülkemize karşı yapılan saldırılarda yer aldığını biliyoruz. 15 Temmuz’dan bu yana FETÖ ile mi, ABD ile mi yoksa İngiltere ile mi savaşıyoruz?” dedi.

    “Bu örgüte sempati duyanların inancından şüphem var.”

    Örgütün başındaki teröristin yabancı istihbarat örgütleriyle çok yakın iletişiminin olduğunun bilindiğini belirten Türkyılmaz, “Bu örgüt hakkında ne biliyoruz? sorusuna cevaplar bulmaya çalıştım. Baktım ki aslında bilinmeyen çok fazla şey yok.” dedi. Türkyılmaz, “Hatta 1966’da Diyanet’in ilk raporunun bunlar hakkında yayınlandığını görüyoruz. 1974’te ikinci bir raporla karşı karşıyayız. Yani 1966’da yaptıkları bir operasyonla Diyanet’in bunlar tarafından ele geçirildiğini görüyoruz. Sırat-ı Müstakim dergisi tarafından temsil edilen İslam anlayışının Atatürk ve İnönü dönemlerinde de benimsendiğini ve sürdürüldüğünü görüyoruz. Bu anlayış 1966’ya kadar varlığını sürdürür. O dönemde Diyanet başka zihniyetler tarafından ele geçirilir. Sırat-ı Müstakim dergisi çerçevesinde oluşan düşünme biçimi tasfiye edilir. Bunu kim tasfiye etti? ABD ve İngiltere’nin desteğini alan yapılar tasfiye etti. FETÖ’nün dinî bir yapı olduğunu, bu ülkeye ait bir yapı olduğunu asla kabul etmiyorum. Bizden devşirilenle oluşturulan bir yapı. Müslümanlıkla alakası olmayan, itikadî açıdan sorunlu bir yapıya inanan insanlardan, tövbe etmeden ölüp gidenler, Müslüman olarak mı ölmüştür, ciddî anlamda şüphem var. Bu harekete sevgi besleyen, saygı duyanların da itikadından kişisel olarak şüphem var.” şeklinde konuştu.

     

  • İKÇÜ TIP FAKÜLTESİ MEZUNLARI KEP ATTI

    Memleketin dört bir tarafına şifa götürmek üzere yola çıktılar…

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Türk ve dünya tıbbına 119 genç hekimi kazandırmanın haklı gururunu ve mutluluğunu yaşadı. İKÇÜ’lü hekimlerin mesleğe ilk adımı attığı tören, ailelerin yoğun ilgisiyle Aşık Veysel Rekreasyon Alanında yapıldı.

    Törene, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Önder Pamuk ev sahipliği yaparken; Rektör Vekili Prof.Dr. Turan Gökçe, Manisa İl Jandarma Komutanı Tuğ.Gen.Erhan Can, Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü, Rektör Yardımcıları, Dekanlar,  öğretim üyelerinin yanı sıra çok sayıda aile gençlerin coşkusuna ortak oldu.

     “Sağlık artık şiddetle anılmasın.”

    Dönem birincisi Dr. Cansu Büyüktarakçı, onları her anlarında destekleyen ailelere,  üzerlerinde emeği olan, hekimliğin meslek değil bir yaşam biçimi olduğunu öğreten hocalarına teşekkür etti. Dr.Büyüktarakçı, sağlık çalışanlarına yapılan şiddet konusundaki üzüntülerini de paylaşarak; “Araştırmalar 6 yılda 68 bin sağlık çalışanının şiddete maruz kaldığını, her saat başı ise bir doktorun şiddete maruz kaldığını söylüyor. Oysa ki hayatımızı adadığımız mesleğimizden aldığımız en büyük motivasyon hastalarımızın bize duyduğu güven ve onların mutluluğudur. Haklarımızın korunacağı düzenlemelerin yapılmasını istiyor, yolun çok başında olduğumuz bu meslekte bu üzücü durumların değişmesini umuyoruz.” şeklinde konuştu.

    “İzmir’de okumanın hakkını verdik.”

    Dönem temsilcisi Dr. Hasan Demirbaşoğlu da 6 yıllık bir hikayenin son cümlesini yazdıklarını söyledi. Yeni kurulan bir üniversitenin dinamizminden güç alarak kendilerini geliştirmek ve bölgenin en büyük hastanesinde eğitim alma düşüncesiyle İKÇÜ’yü tercih ettiklerini belirten Dr. Demirbaşoğlu, “6 yılda İKÇÜ bize değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu gösterdi. Aydınlıkevler’de başladığımız eğitimimiz, Tepecik, Yeşilyurt, Balatçık, Çiğli, Narlıdere, Karşıyaka ve Bayraklı’da devam etti. Çeşme’de balomuzu yaptıktan sonra bugün Bornova’da mezun oluyoruz. Bizler İzmir’de okumanın tam anlamıyla hakkını verdik.” dedi.

    “Memleketin dört tarafına ilim ve şifa götürmek üzere yola çıkıyoruz.”

    Hekim olarak mezun olmanın heyecanını konuklarla paylaşan Dr. Demirbaşoğlu, “Bu işe gönül veren hocalarımızın gayretleriyle ve kendi gayretlerimizle, gerek teorik gerek pratik ülke standartlarının üstünde vaka sayısı ve çeşitliliği, en önemlisi hastaya dokunma şansı ile iyi bir eğitim aldık.  Donanımlı birer hekim olan İKÇÜ Tıp Fakültesi mezunları,  Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kendini emanet ettiği Türk Hekimleri olarak; İzmir’in dağlarında birer çiçektik,  açtık. Şimdi memleketin dört tarafına ilim ve şifa götürmek üzere yola çıkıyoruz.” diye konuştu.

    “Sizler bizim yerimizi alacaksınız.”

    En az öğrenciler ve aileler kadar heyecanlı olduklarını kaydeden İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Önder Pamuk, bundan sonraki süreçte gençlerden gelecek başarı öykülerini duymanın en büyük mutlulukları olacağını söyledi. “Benim mezun olmam sonrasında sizin karşınızda kürsünün bu tarafında olmam için 21 yıl geçti. Bundan 20 yıl sonra sizler aldığınız eğitimle bizlerin yerlerini alacaksınız.” diye meslektaşlarına seslenen Prof.Dr. Pamuk, coğrafyamızda tarih boyunca insan sağlığına önemli katkılarda bulunan hekimlerin yetiştiğine de dikkat çekti.  Prof.Dr.Pamuk, “Fakülteye ilk girdiğiniz günden itibaren sayısız kez duyduğunuz hekimliğin temel kanunu ‘Önce zarar verme ‘ diyen Hipokrat biraz güneyimizde Bodrum’un hemen karşısında İstanköy / Kos adasında yaşamıştır. İbn-i Sina’nın eserleri 14, 15. Yüzyıla kadar Avrupa’da tıp eğitiminde yer almıştı. Coğrafyamız tarih boyunca insan sağlığına önemli katkılarda bulunan hekimler yetiştirmiştir. Sevgili Öğrenciler sizler böyle bir coğrafyada ve tarihsel süreçte hekimliğe adım atmaktasınız.” şeklinde konuştu.

    “9 yılda büyük başarılar kazanıldı.”

    İKÇÜ Tıp Fakültesinin  kuruluşundan itibaren dokuz yıl gibi kısa bir süre geçmesine karşın geldiği başarılı noktaya dikkat çeken Dekan Prof.Dr.Pamuk, “Türkçe tıp eğitimi programımızın mezuniyet öncesi tıp eğitimi ulusal standartlarını karşıladığı ve 2025 tarihine kadar akredite edildiği açıklandı. Fakültemiz alınan bu belge ile Sağlık Bakanlığı hastaneleri ile afiliasyon yapılarak kurulan Tıp fakülteleri içerisinde akreditasyon belgesi alan ilk tıp fakültesi olmuştur. Ülkemizdeki sekseni aşkın tıp fakültesi içerisinde öğretim üyesi başına yayımlanan makale sayısı açısından 17. sırada yer alan fakültemiz araştırmaya verdiği önemi ortaya koymaktadır.” dedi.

    “Vicdanınız, kalbiniz rehberiniz olsun.”

    Son olarak meslektaşlarına tavsiyelerde bulunan Prof.Dr. Barış Önder Pamuk, fakültelerine katkı sunanlara teşekkürlerini iletti. Prof.Dr. Pamuk: “Vicdanınız, kalbiniz rehberiniz olsun. Doğruluktan, dürüstlükten, adaletten hiçbir zaman ayrılmayın. Vatan ve millet sevgisi ile birlikte üzerinize düşen görevleri en iyi şekilde yerine getiriniz. Bir hastayı hayata döndürmek, tedavisi ile ona yarar sağlamak ve kendisini ve sevdiklerini sevindirmenin hazzı hiçbir meslekte bu derece hissedilemez. Eğitim ile ilgili her konuda bize destek olan, fakültemizin akredite olmasında büyük katkıları olan üniversitemizin rektörü Sayın Prof.Dr.Saffet Köse’ye, üniversitemizin kurucu Rektörü Sayın Prof.Dr. Galip Akhan’a, eğitim kalitesini artırarak yürüten çok saygı değer öğretim üyelerimize, birlikte çalıştığımız eğitim ve öğretim faaliyetlerimize katkı sunan çok değerli Sağlık Bakanlığı Eğitim görevlilerine, ülkemizin gururu böylesine akıllı, ahlaklı, örnek çocuklar yetiştiren ve bize güven içinde emanet eden siz çok değerli velilerimize, bize desteklerini esirgemeyen tüm idari personelimize teşekkürlerimi sunarım.”

     “Tarihten gelen sorumluluk ve ‘Tıbbiyeli’ bilinci…”

    Rektör Vekili Prof. Dr. Turan Gökçe de mezunların, yerli düşünen, milli değerlere saygılı, evrensel değerlere bağlı hekimler olarak tüm insanlığa hizmet edeceklerine olan inancını paylaştı. Tarihten gelen sorumluluk ve ‘Tıbbiyeli’ bilincine işaret eden Prof. Dr. Gökçe, “Çanakkale Cephesine gidenlerden hiç birinin dönmemiş olması sebebiyle bir dönem mezun verememiş olan Tıbbiye gerçeği hepiniz tarafından sadece bilinmekle kalmamalı, hissedilerek bir bilince dönüşmelidir. Bu bilinçte tıbbiyeliler ve genç hekimler olarak, gerektiğinde sizlerin de sorumluluktan ve fedakârlıktan kaçınmayacağınıza eminim. Sizler, altı yılda aldığınız eğitimle, sadece güncel bilimsel bilgiyi değil, sadece İbni Sina’yı değil, aynı zamanda Türk tababet tarihinin önemli bir değeri olan Hekim Hacı Paşa gibi isimlerin ifade ettiği anlamı da bilen, modern tıbbın ileri bilgi ve becerileri ile donanmış, yerli düşünen, milli değerlere saygılı, evrensel değerlere bağlı; muayene-teşhis ve tedavi sürecinde giderek yaygınlaşan, mekanikleşen hekim-hasta ilişkisini, olması gerektiği kadar yeniden “insanileştiren” genç hekimler olarak hizmet vereceksiniz.” dedi.

    Prof. Dr. Aziz Sancar örneği…

    Nobel ödülü alan Prof. Dr. Aziz Sancar örneğini hatırlatan Prof. Dr. Gökçe, “Mezuniyet sonrasında bilim yolculuğunu tercih edenleriniz arasından büyük ödüllere layık olanlar çıktığında, birkaç yıl önce Nobel ödülü alan Prof. Dr. Aziz Sancar gibi ‘bunu bütün eğitimimi aldığım ülkeme ve milletime borçluyum’ diyerek vefa duygusunu ifadeden sakınmayacaksınız. Birileri tefrika çıkarmak için sizin etnik mensubiyetinizle uğraşmaya kalkışsa da alacağınız ödülün tamamını bulunduğunuz ülkede faaliyet gösteren “Türkevi” gibi kurumların geleceği için bağışlama büyüklüğü göstererek ders vereceksiniz. İKÇÜ Tıp Fakültesi mezunları olarak, birbirinizle ve bizimle irtibatı koparmayın. Burada kazandığınız dostluk ve arkadaşlıkları unutmayın. Vefa’nın en önemli insani değerlerden biri olduğunu aklınızdan çıkarmayın.” şeklinde konuştu.

    Genç hekimler mezuniyet belgelerini hocalarının elinden alırken; hipokrat andını Dekan Prof.Dr.Pamuk önderliğinde içen mezunlar keplerini havaya atarak mezuniyet sevincini tüm konuklarla paylaştı.

  • İKÇÜ’de '15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü' Etkinlikleri

    İKÇÜ’de '15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü' Etkinlikleri

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, hain darbe girişiminin 3. yıl dönümünde bir dizi etkinlik düzenleyecek. “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” etkinlikleri kapsamında, vatanı için canını seve seve feda eden aziz şehitlerimiz için Hatim ve Mevlid okunmasıyla başlayacak etkinlikler, Rektör Prof.Dr.Saffet Köse’nin moderatörlüğünde, “15 Temmuzu Anlama ve Şehitleri Anma Paneli" ile devam edecek. Öte yandan Cumhurbaşkanlığı İletişim  Başkanlığı’nın koordinasyonunda, Anadolu Ajansı foto muhabirlerinin fotoğraflarından oluşan sergi de ziyarete açılacak.

     “Sorumluluğumuzun bilincindeyiz.”

    Rektör Prof.Dr. Köse, İKÇÜ olarak 15 Temmuz Destanı’nın,  milletimizin kahramanlıklarının gelecek nesillere aktarılması; göğsünü siper eden, canlarını feda eden şehitlerimizin hatırlanması ve hatırlanmalarının sağlanması adına üzerlerine düşen sorumlulukların bilincinde olduklarını söyledi.

    “Elde bayrak, dilde tekbirler ile inancımızı, vatanımızı savunduk.”

    15 Temmuz’da milletçe tarihin kaydettiği en büyük ihanet girişimine maruz kalındığını aktaran Rektör Prof.Dr. Saffet Köse, bu hain girişimin milletin iradesi ve tüm kurumlarıyla birlikte devletin kararlılığı karşısında başarısız olduğunu söyledi. Prof.Dr. Köse, “15 Temmuz gecesinde milletimiz tüm renklerini, tüm farklılıklarını geride bırakarak elde bayrak, dilde tekbir, inancını, vatanını, milletini savunmak üzere tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ilkeleri etrafında birleşti ve halkın gücünün üstünde bir güç olmadığını tüm dünyaya gösterdi. Millî iradeyi ve demokrasiyi koruma uğruna bedenlerini kalkan yapan, mermilere ve bombalara etten kale olan yüce milletimiz; selâlarla ve ezanlarla meydanlarda toplanarak, vatan savunması uğrunda binlerce gazi ve yüzlerce şehit verdi. Hainlerin karşısında, bu şerefli mücadelede vatanını savunan büyük milletimiz iman dolu yüreği, sarsılmaz cesareti, birlik ve beraberliğiyle destan yazmıştır. Rabbim tüm şehitlerimizden razı olsun. Vatan için canlarını feda eden bütün şehitlerimizi hürmetle, rahmetle, minnetle yâd ediyor, gazilerimize de Allah'tan sağlık, afiyet ve uzun bir ömür niyaz ediyorum.” diye konuştu.

    “Fotoğraflarla 15 Temmuz…”

    Öte yandan Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fikri Salman ve Doç. Dr. Uğur Bakan’ın küratörlüğünde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın koordinasyonunda, Anadolu Ajansı foto muhabirlerinin fotoğraflardan oluşan sergi de ziyarete açılıyor. “Milletin Direnişi, Devletin Mücadelesi Toplumsal Hafızanın Diri Tutulması" temalı sergiyle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Salman,  hain darbe girişimi esnasındaki ve sonrasındaki günlerde çekilen fotoğrafların milletimizin demokrasiye ve bağımsızlığa olan inancı ve bağlılığının gelecek nesillere aktarılması açısından önemli olduğunu kaydetti.

    “Bu fotoğraflar belgesel niteliği taşıyor.”

    O günlerin unutulmaması, ibret alınması, hafızlara kazınması ve gelecek kuşaklara aktarılıp doğru anlatılması adına bu fotoğrafların bir belgesel niteliği taşıdığını vurgulayan Prof.Dr. Salman, “50 fotoğrafın yer aldığı sergimiz, 16-20 Temmuz arasında Prof.Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonu Fuaye Alanında açık kalacak. Yine Cumhurbaşkanlığı tarafından 15 Temmuz fotoğraf seçkisi ile özel olarak hazırlanan videolar sergi boyunca barkovizyondan izleyicilere sunulacak.” dedi.

     




Başa Dön